92406 kayıt bulundu.
1. gizli veya bilinmeyen bir yönü olan olay veya durum için kullanılan bir söz
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Artık, bundan sonra
1. Apartmanın gazetesini, ekmeğini yirmi beş dakikalık bir gecikmeyle dağıtacaktı bundan böyle.
1. Apartmanın gazetesini, ekmeğini yirmi beş dakikalık bir gecikmeyle dağıtacaktı bundan böyle.
1. isim , isim , isim , isim , Hindistan'da tek katlı, genellikle tahtadan yapılmış, veranda ile çevrili ev
1. Onun hafıza ve hatırasında artık Seylan Yaylası'ndaki kırmızı bungalov yok.
1. Onun hafıza ve hatırasında artık Seylan Yaylası'ndaki kırmızı bungalov yok.
2. Genellikle tahtadan yapılmış, tek katlı ev
Lisan : Fransızca bungalow
1. isim , isim , isim , isim , Sıkıntı
1. Büyük bir göç öncesi temizliğinde bulunacakken yüreğime bungunluk veren şey bu düşüncelerden kaynaklanıyor.
1. Büyük bir göç öncesi temizliğinde bulunacakken yüreğime bungunluk veren şey bu düşüncelerden kaynaklanıyor.
1. zamir , zamir , zamir , zamir , Bu zamirinin çokluk biçimi
1. Bunlar, matbaada basılan ve dağıtımı yapılan dergilerdi artık.
1. Bunlar, matbaada basılan ve dağıtımı yapılan dergilerdi artık.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sıkıntılı
1. Erkenden yattığı biraz bunlu, gamlı gecelerde geniş kanepelerin üstünde uykusunu çekiyordu.
1. Erkenden yattığı biraz bunlu, gamlı gecelerde geniş kanepelerin üstünde uykusunu çekiyordu.
1. nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , Beğenmemek, azımsamak, küçümsemek
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bununla birlikte
1. Bununla beraber odama kimseye görünmeden girdiğime memnun oldum.
1. Bununla beraber odama kimseye görünmeden girdiğime memnun oldum.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Buna ek olarak, bununla beraber, amma velakin
2. Bunun böyle olduğuna bakmayarak, bununla beraber, mamafih
1. Bununla birlikte babasına yaklaşması pek kolay olacağa benzemiyordu.
1. Bununla birlikte babasına yaklaşması pek kolay olacağa benzemiyordu.
1. isim , isim , isim , isim , Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : bü'nyan
sosyal bünye
1. isim , isim , isim , isim , Vücut yapısı
1. Bünyesi de, ruhu da hayatın güçlükleriyle ve yoksullukları ile çarpışarak mukavemet ve kudret kazanmıştı.
1. Bünyesi de, ruhu da hayatın güçlükleriyle ve yoksullukları ile çarpışarak mukavemet ve kudret kazanmıştı.
2. Yapılış, kuruluş
1. İlk bakışta fertlerin toplum bünyesi içinde çizdiği belirli çizgiler bunlardır.
1. İlk bakışta fertlerin toplum bünyesi içinde çizdiği belirli çizgiler bunlardır.
3. Bir kurum, kuruluş veya iş yerinin iç yapısı
Lisan : Arapça bunye
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bünye olarak, bünye bakımından
1. Bünyece hayli zayıf, görünüşü marazi.
1. Bünyece hayli zayıf, görünüşü marazi.
Telaffuz : bünye'ce
1. isim , isim , isim , isim , Bu yer
1. En solda yarım ay biçiminde soyunma odaları ve duşlar bulunurdu ve burayı erkek çocuklar kullanırdı.
1. En solda yarım ay biçiminde soyunma odaları ve duşlar bulunurdu ve burayı erkek çocuklar kullanırdı.
Telaffuz : bu'ra